8 Şubat 2013 Cuma

Bir şarkı

Ah şu şarkıların gözü kör olmasın. Şarkılar olmasaydı ne yapardık? Bir fikri olan? Ben düşünemiyorum şarkısız bir hayat. Bir şarkı size bir gün eşlik ediyor, aklında odanın kokusu, yanındaki insanın sesi, kalbindeki hisle beraber kazınıyor. Sonra, yıllar geçiyor, ama geçiyor gerçekten. Gözünde, yüzünde, sesinde değişiklikler ekliyor, kalp hep aynı, biraz daha geniş, biraz daha yaralı, biraz daha tecrübeli, biraz daha heyecanlı ve yine aynı şarkı çalıyor işte.


Şarkıları etiketliyorum içimde. Yaşadıklarımla, dönemlerle, insanlarla, hislerle, çekmecelere bölüyorum onları galiba. Ama hepsini saklıyorum kalbimde. Öyle “Beğenmedim, atarım o şarkıyı da” gibi bir durum yok. Hepsinin yeri ayrı, hepsinin tadı farklı. Sevimsiz bulduklarım da vardır, uzak durduklarım. Ama radyo işte, çalınca, çalar, şarkı listesi ben de değil ki.

Sabah kahvaltı masasında yaşanan buydu benim için. Yıllar önce başka bir ülkede, bir şehirde, bambaşka bir evde, televizyonda klibini izlediğim, şarkı sözlerini tam anlamasam da, hafif hüzünlendiren bir şarkı çaldı radyoda. Hüzünlenme sebebim, kliple de alakalı yüksek oranda. Aynı şarkı çalarken bu sefer, bir sıcaklık hissettim ruhumda, ne de güzelmiş bu şarkı. Eskiyi anımsama, eski kareyi, o andaki kareyle bütünleştirmek, iki farklı zamanı, boyutu eritmek, buna bir aracılık etmek ne de güzeldi. Masanın diğer ucunda oturan dostla çayları içmek ve beraber: “ Aaa ne eski bir şarkı” diyebilmek. Eski hüzün yumuşadı bir an, sıcacık bir anı eklendi, dengelendi şarkının hissi. Bir an’a, bir anı ekleyerek, sihir gerçekleşiyor. Müzik işte. Başka ne bunu yapabilir? Bir resim de güzel, bir şiir de, ama müzik ayrı… Şarkı ayrı, nota ayrı işte.

Şarkılarla beraber yuvarlanıyoruz sanki. Yanımızda bize eşlik eden dostlar. Kedimiz, köpeğimiz, gün geliyor çocuğumuz, sevgilimiz, eşimiz. Yuvarlanıyoruz, birlikte. Şarkılar fonda ama hep. Evlenirken, eğlenirken, gülerken, ağlarken, hep arka fonda bir şarkı var. İçimizde çalan şarkılar var, sözlerin en arkasında, en derininde bir melodi var hep. Ruhun melodisi. Gitar farklı, piyano hep mesafeli, keman hep kesici… Ne dersen de, bir şey de ama müziğe!

Ruhun gıdası demişler, çok doğru. Ruh, anılarla, anlarla besleniyor. Başka neyimiz var? Ben bugünkü anıyı, bugünkü kahvaltıyı, hayatımın en güzel anıları dolabının üst köşesine yerleştiriyorum. Şarkıyı da favori şarkı listemin başlarına.

Keyifli bir hafta sonu herkese…


Yazıya sebebiyet veren şarkı: The Connells 74-75 







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder